ForumLider
Forumumuzdan Daha İyi Yararlanmak için Lütfen Üye Olunuz.
ForumLider

Private Serverler Online Oyunlar Pc Oyunları

Giriş yap

Şifremi unuttum



Review http://forumlider.yetkin-forum.com on alexa.com

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Yönetim : “Beşiktaş Türkiye’dir”

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Yönetim : “Beşiktaş Türkiye’dir” Bir Perş. Nis. 01, 2010 2:35 pm

sino45

avatar
Admin
Admin
Kulübümüzün Başkan Yardımcısı ve İstişare
Heyetleri Başkanı Erdoğan Toprak, Türkiye’nin ilk kulübü olan
Beşiktaş’ın, Türk Sporu’na öncü olacak projeleri hayata geçirmeye
çalışacağını anlattığı Beşiktaş Dergisi Nisan sayısındaki röportajda,
birbirinden önemli mesajlar verdi.



Erdoğan Toprak, 57.
hükümet döneminde Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevinde bulunarak,
Türk Sporu’nun en üst noktasında yer aldı. Şimdi, kulübümüzün Başkan
Yardımcısı ve İstişare Heyetleri Başkanı olarak, bilgisini,
birikimlerini Beşiktaş’a aktarmak, kendi ifadesiyle, “kendi camiasına
hizmet etmek” için yoğun bir tempoda çalışıyor. Erdoğan Toprak ile
doğduğundan beri sevdiği Beşiktaş ile ilgili her şeyi konuştuk.
Nasıl Beşiktaşlı oldunuz?
Nasıl Beşiktaşlı
olduğumu çok fazla hatırlamıyorum ama Beşiktaşlı doğduğumu biliyorum.
Çünkü çocukluğumdan beri hep Beşiktaş’ı tanıdım. Hayatımda hep Beşiktaş
oldu. İlk olarak beni Siyah Beyaz renklerimizin etkilediğini sanıyorum.

Beşiktaşlı olmanızda abi, baba, mahalledeki arkadaş gibi sizi etkileyen biri oldu mu?
Çocukluğum,
babamın işi nedeniyle Anadolu’nun çeşitli yerlerinde geçti. Etkileyen
kişiler olmuştur elbette. Ancak dediğim gibi beni en çok etkileyen
renklerimizdi.
O yıllarda futbolcu olmayı düşünür müydünüz?
Hayır,
futbola çok fazla ilgim yoktu. Voleybolla ilgilendim. Salon sporlarının
hayatımda daha çok yeri oldu diyebilirim. Okuldayken, askerlik
dönemimde hep voleybol oynadım. Herkes boş zamanında futbol oynardı,
ben boş zamanımda voleybol oynardım. Ancak Beşiktaş’ın futbol takımını
yakından takip ederdim. Özellikle 70’li yılların kadrolarını ezbere
sayardım.
O yıllara ait unutamadığınız anılarınız, unutamadığınız maçlar var mı?
Anadolu’da
maçlara daha uzak oluyorsunuz. Statla aşinalığınız yok. O yıllarda
naklen yayınlar yok. En fazla resimli çikletler vardı. Çikletlerden
alırdık. Mesela benim aldığım çikletten Fenerli bir futbolcu çıkarsa
başkasıyla değişirdim. Şimdiki çocuklar bilmez onu. O zamanki
çikletlerde ya artist ya da futbolcu resimleri vardı. Onları
biriktirdiğimi hatırlıyorum.
Beşiktaşlı olmak sizin için ne ifade ediyor?
Ben
Beşiktaş’ı halk takımı olarak, halk olarak, Türkiye olarak görüyorum.
Taraftarını da öyle görüyorum. Yani olaylara duyarlı, olduğu gibi,
candan, samimi, duygularını çok rahat dışa vuran, sevinçlerini ve
tepkilerini dile getiren, haksızlıklara karşı duran… Bu bakımdan
taraftarımızla da çok büyük gurur duyuyorum. Taraftarı, ayrı bir yere
koyuyorum. Bakıyorsunuz, toplumsal bir olay var, Beşiktaş taraftarı
orada. Bu çok önemli bir şey bence. Beşiktaşlı olduğum için şanslıyım.
Aynı zamanda siz uzun yıllar politikanın da içinde
bulundunuz. Politik yaşamınız boyunca “ahlak, emek, barış, demokrasi,
sosyal adalet ve insan”a değer veren bir politikacı olarak
biliniyorsunuz. Beşiktaşlı duruşuna çok denk düşen değerler bunlar.

Çok
teşekkür ederim, çok güzel, hoş bir benzetme yapmışsınız. Eğer öyle bir
iz bıraktıysam kendimi çok mutlu kabul ederim. Çünkü insanların
hayatlarında, ne kazandıkları, ne harcadıkları veya ne kadar servet
sahibi oldukları çok önemli değil. Nasıl bir iz bıraktığınız, çok
önemli. Hayatta en çok önem verdiğim şey budur. Bir görev yaparken ya
da bir yere gelirken, siz oradan ayrıldıktan sonra nasıl bir imaj
bırakmışsınız, buna çok önem veririm. İnsanların bir duruşu, bir
çizgisi olması gerektiğini düşünürüm. O çizginizle orada bir yer
edinmelisiniz, bir duruşunuz olmalı, ben buna önem veririm. Bazen bu
duruşlar size bedeller de ödettirebilir, bu bedelleri ödemeye de hazır
olmalısınız.
Bir dönem Spordan Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev
yaptınız. Türk Sporu’nun en üst noktasında bulundunuz. Türk sporunu
yakından tanıyan, sorunlarını yakından bilen, bu konuda önemli
incelemeler yapmış bir kişi olarak, şimdi bu konudaki tecrübelerinizi
Beşiktaş’a aktarıyorsunuz. Sizin tecrübeleriniz mutlaka kulübümüz için
de bir şans olacak.

Hiçbir zaman Beşiktaşlı kimliğimi
gizlemedim, spor bakanı iken de gizlemedim. 1995’te parlamentoya
gittiğimde Beşiktaşlı Parlamenterler Cemiyeti’ni kurmuştum, 2003’e
kadar da o faaliyete devam ettim. Beşiktaş Kulübü’nün parlamentoda
birçok organizasyonlarını tertip ettik, bir araya geldik, toplantılar,
yemekler organize ettik. Çok sayıda parlamenterin oraya iştirak
etmesini sağladık. Bu günkü Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül de vardı.
Beşiktaşlılık, benim için farklı bir sevgi. Parlamentoya gitmeden önce
de Beşiktaşlı Genç İş Adamları Derneği’nin kurucusuyum. Bakanlık, bir
görevdi. Ama buradaki görevimi ben camiama karşı olan sorumluluğum
olarak kabul ediyorum. Bakanlıkta tabii ki büyük politikalar ile
uğraştık, bir ülke gençliğinin politikalarıydı bunlar. Orada görevimi
layıkıyla yerine getirdiğimi sanıyorum. Çünkü bıraktıktan sonra da
birçok yerde ödüller aldım. Birçok kamuoyu anketlerinde ödül aldım.
Yılın spor adamı ödülünü aldım. Bunlar genelde insanlara görevdeyken
verilir, görevden ayrıldıktan sonra unutulursunuz. Ama ben görevden
ayrıldıktan sonra bu ödülleri aldım. Bundan dolayı çok mutluyum. Demek
ki bir şeyler verebilmişim. Şimdi yöneticiliğimi, kendi camiama karşı
bir görev olarak kabul ediyorum. Bu konuda da Sayın Başkanımız’ın
davetine icabet ederken yapılanmayla ilgili bir görev konusunda destek
istemiştim. Şimdi o görevi yürütmeye çalışıyorum. İnşallah bir şeyler
bırakır, öyle görevimi iade ederim bir sonraki gelen arkadaşlarıma.
BJK İstişare Heyetleri, büyük bir hızla faaliyete geçti.
Özellikle BJK Kadın, Aile ve Çocuk İstişare Heyetimiz’in Elazığ ve
Mardin’de gerçekleştirdiği sosyal projeler tüm camiamızı gururlandırdı.

Evet, biz halk takımıyız, diyoruz ya işte… Mardin’de
sokaktaki en ihtiyaç sahibi olan semte heyet olarak gittik, o insanlara
elimizi uzattık. Anadolu’daki o yardıma muhtaç insanlara, eğitim
ihtiyacı olan çocuklara el uzatmak lazım. Biz onu yapıyoruz Beşiktaş
olarak. Demek ki ben doğru yerdeyim. Demek ki bu İstişare Heyetleri
doğru şeyler yapıyor. Evet, her kurumun, kuruluşun yapılanmasında çok
büyük hedefleri olur. İstişare Heyetleri’nin de, kuruluş amacıyla büyük
hedefleri var. Ama ne kadarını başarabilirseniz, o kadarı kardır. Siz
yüzde 100’lük bir hedef koyarsınız, yüzde 50’sini başarırsanız bir
şanstır. Sıfır olmaktansa bardağın dolu tarafını görmek lazım. Bazı
kesimler “İstişare heyetleri kuruldu da ne oldu?” diyor. Kuruldu da ne
mi oldu? Mardinli birçok çocuk mutlu oldu. Elazığ’da üç yüz çocuk
okuyacak. Taraftarımızla bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Camiamızın
konularındaki uzman, bilgili, akil adımlarının fikirlerinden,
görüşlerinden faydalanıyoruz. Bizim çok büyük bir taraftar kitlemiz
var. Bunun internet üzerinden kulübe gelir kaynağı olarak güç vermesini
sağlayacağız. İşte bunlar oldu. Çok şey de yapılabilir. Ama hiçbir şey
yapılmamasından daha iyidir bunların kurulması. Ufak da olsa, bir
çocuğu okutmak da olsa bunu sağlamış olmak sizce bir avantaj değil mi?
Bunun mutluluğunu hepimizin yaşaması lazım.
BJK İstişare Heyetleri zaten daha çok yeni faaliyetlerine başladı.
Benim
taraftardan ve camiadan ricam, yeni doğmuş bir çocuğun hemen maratonda
koşmasını beklemesinler. Bu ülkede en kolay yapılan şey eleştirmektir.
Ben binlerce insanın olduğu camialarda bulundum. Çok çabuk
eleştiriyoruz, çok çabuk yerden yere vuruyoruz. Ama biraz sabır
gösterip, ona bu şansı tanımamız lazım. Ben Beşiktaş camiasının bu
olgunlukta olduğunu düşünüyorum. Taraftarımızın ufkunun çok geniş
olduğunu düşünüyorum. Ama sabretmesini bilmeliyiz. Sabretmediğiniz
zaman hiçbir şeyi hedefe ulaştıramazsınız. Bir maç 90 dakika oynanmadan
sonuç konusunda karar veremezsiniz. Bizim maçımız üç yıl. Kongreden,
delegemizden üç yıl aldık. Ve bizim hedefimiz aslında çok uzun ama üç
yıl içinde bunların oturmasını hedefliyoruz. Bize üç yıllık nasıl yetki
verdilerse, sabır da göstersinler. Çünkü güzel şeyler yapmak istiyoruz.

BJK İstişare Heyetleri’nin ileriye yönelik çalışmaları ve hedefleri konusunda bilgi verir misiniz?
Öyle
bir yapı düşünüyoruz ki, kısa vadeli, orta vadeli, uzun vadeli. Üç
aşamalı. Kısa vadede birçok şeyi yapıyoruz, günlük çözümleri
getiriyoruz, sosyal sorumluluk projelerimizi yapıyoruz, internet
sitemizi yeniliyoruz. Ama asıl hedefimiz uzun vadede her Beşiktaşlı’nın
gurur duyacağı bir temel atmak, kurumsal yapıyı gerçekleştirmek ve bu
sayede kulübün gelirlerini artırmak.
Biz gelir kaynaklarını üçe
bölmek istiyoruz. Birincisi, stat geliri, en az yüzde 25-30 dolayında
olmalı. İkincisi, internet üzerinden Kartalcell, şans oyunları ve buna
benzer reklam gelirleri, ürün satışları. Ve pazarlamayı da buna dahil
ediyorum. Üçüncü gelirimiz, naklen yayın olmalı. Ama şu anda bizim
gelirimizin büyük kısmı naklen yayın. Naklen yayını aldığınız zaman
Türkiye’deki tüm kulüplerin sıkıntıda olacağını görürsünüz. Bu riski
uzun vadede Beşiktaş Kulübü’nün üzerinden almalıyız. Hedef, gelir
kaynaklarını üç sepete dağıtmak, stat geliri, pazarlama ve ticari
faaliyet gelirleri, naklen yayın… Dünyada gelişmiş ülkelerin yaptıkları
budur. Bugün dünyadaki en başarılı giden lig, İngiliz ligidir. Onlarda
bile bu denge şu anda tam kurulmuş değil ancak yüzde 60-70 kurmuşlar.
Biz de Beşiktaş olarak bu dengeyi sağlamak istiyoruz… Bakın Türk Hava
Yolları, Türkiye’deki bir takıma sponsor olmuyor, Barcelona’ya oluyor.
Çünkü izlenirliği var. Biz de bunu yapabilirsek, THY’yi sponsor
alabiliriz, Emirates’i alabiliriz, Orta Asya’da bir firmayı da
alabiliriz. Biz dünya takımı olmayı hedef almalıyız. Biz öncü
olmalıyız, Türkiye’de diğer takımlar bizi takip etmeli. Çok geniş
boyutta bakmalıyız. Ama yöneticilik de bunu gerektirir. Geniş açıdan
bakacaksanız, yapabildiğiniz kadarını yapacaksınız, yapamadığınız,
yorulduğunuz zaman yerinize başkası gelip, bu nöbeti devralacak. Kimse
bu nöbetlerde kalıcı değil. Ama bu perspektiflerle bakmalıyız. Olaya
sadece bir maç sonucu olarak bakmamalıyız. 107 yıllık tarihte birçok
maçlar geldi, gitti. Ama eserler kaldı. Beşiktaş olarak bunları
yapmalıyız.
Hangisi daha keyifli, bakanlık mı, Beşiktaş’ın yöneticiliğini yapmak mı?
Her ikisinin de kendine has güzellikleri var. Tabii Beşiktaş’ın yeri farklı.
Son sözde camiamıza nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Beşiktaşlı
olmak, gerçekten bir ayrıcalık. Çok iyi bir camiada olduğum için,
Beşiktaşlı olduğum için çok mutluyum. Camiadan beklentim şu, enerjimizi
birbirimize değil, Beşiktaş’ı bir yere taşımaya harcamalıyız. Çünkü
Beşiktaş’ın buna ihtiyacı var. Beşiktaş, Türk sporunda ilk kurulmuş
kulüptür. İlkleri yapanların bir öncü görevi vardır. Biz bu
kurumsallaşmada öncü görevimizi yapacağımıza inanıyoruz. Bugün olmazsa,
yarın yapacağımıza inanıyoruz. Burada gelip destek versinler. Kısa
vadede bizden çözümler ve başarılar beklenmesin. Çünkü bazı temel
projeler vakit alır. Vakit de sabır ister. Beşiktaş için güzel şeyleri
yapmak niyetindeyiz.


_________________
TEK YOL DEVRİM!

Foruma Destek Olmak , Daha İyi Bir Hizmet Vermemizi Sağlamak İçin Lütfen Burdan Üye Olunuz.
forumlider.yetkin-forum.com/profile.forum?mode=register/

Kullanıcı profilini gör http://forumlider.yetkin-forum.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz